ters köşe

Sevgiye Dair

Sevgiye Dair
Öğretmenlik mesleğimin on beşinci yılıydı..Yeni yapılan bir okula tayinim çıkmıştı..
Tayin olduğum okulda öğretmen açığı olduğunu duymuştum
ve üç – d sınıfında sınıf öğretmeni olarak göreve başladığım
heycanlı günlerim başlamıştı…İlk icraatım öğrencilerimi
tanımaklae başladı..Arka sıralarda oturan Selim adlı bir çocuk dikkatimi çekmişti..
Hiç konuşmuyor ve susmayı tercih ediyordu..
Sorduğum sorulara da pek yanıt vermemişti..
Bir akşam eve dönüşümde Selimi geç saatlerde sokakta simit
satarken gördüm ve yanına gidip konuşmak istediğimde sokak
lambasının altında yüzünün elma gibi kızardığını fark ettim.
Biraz üşümüştü birazda karşımda mahcuptu..Ellerinden tutup karşıda ki
çay satan bir bahçeye götürmek istedim..Selim, öğretmenim teşekkür ederim ama
bu simitleri satmak zorundayım dedi bende sorun değil hepsini alıyorum diyerek ikna ettim..
Selim ile sıcak bir köşeye oturduk çaylarımızı yudumluyorduk bir yandan da
simit tezgahından aldığımız bir simidi bölüşüp yiyorduk..
Selim dikkatimi çeken bir çocuktu derslerini de araştırmıştım çok zeki ve
çalışkan biri olduğunu öğrenmiştim.
Selimin niye bu kadar içine kapanık olduğunu öğrenmekti tek niyetim..
Selim annesinin olmadığını babasıyla ve iki küçük kardeşiyle beraber
yaşadığını ve babasının ise az ücret aldığını bu nedenle yetmediğini ve ailesine
katkıda bulunmak için akşamları çalıştığını anlattı ve içim buruklaştı bir an..
Ağlamamak için dudaklarımı ısırıyordum..O gün karar vermiştim Selime yardım etmeye..
Selimle uzun uzun konuştuktan sonra zorda olsa ikna ettim hem kardeşlerinin
hemde kendisinin eğitimini karşılayacağım konusunda anlaştık..
Araya yıllar girdi selim beni utandırmıyordu ve her girdiği sınavlardan başarıyla çıkıyordu..
Her yıl örnek öğrenci olarak okulu temsil ediyordu..Selim lise son sınıftaydı ve üniversite sınavlarına girmişti..Sonucu öğrenemeden tekrardan tayinim çıktı ve Selime veda bile edemeden oradan ayrıldım..
Gitmeden önce Selime bir miktar para ve birde mektup bırakmıştım…
Aradan üç yıla yakın bir zaman geçmişti Ne selim beni aramıştı nede ben Selime ulaşabilmiştim..
Çok merak ediyordum Selim şimdi nerelerde neler yapıyor diye..
Okul tatilinden sonra Selimin yaşadığı mahalleye gittim ve Selimi bulma umuduyla
herkese sordum ama öğrenebildiğim tek şey benim ardımdan  Selimlerin’de o mahalleden
taşındıklarıydı ve Selimi bulamadan içim buruk oradan ayrılmak zorunda kaldım..
Araya yıllar girdi hala Selime ulaşamıyordum..artık emekli olmuştum..
Selimden üç yaş büyük bir oğlum vardı adı Ahmet ..Büyük bir şirket kurmuştu kendine,
işleri de iyiydi bildiğim kadarıyla..Ahmet’e her baktığımda Selim gelirdi aklıma..
Günün birinde oğlum Ahmet’ten bir mektup aldım..
Anne şuan iflas etmekteyim ve çaresizim sana ihtiyacım var gelir misin demişti..
Hiç düşünmeden ilk uçakla oğlumun yanına gittim..Oğlum Ahmet’in gerçekten de
çaresiz olduğunu fark ettim ve üzülmemesi gerektiğini illaki bir çaresini bulabileceğimizi
söyleyerek ona moral vermeye çalıştım..bir kaç ay kadar geçmişti.
oğlum yeni bir müdür aldığını ve yeni müdürün girişimleriyle yeni projeleriyle
kendi adına bir arkadaşından yüklü para alarak son anda iflas etmesini önlediğini anlattı..
Yavaş yavaş iflastan çıktıklarını toparlanmaya başladıklarını anlatıyor
gözleri umutla ışıl ışıl parlıyordu..Bende çok merak etmiştim kimdir  bu müdür diye ?
Oğluma o müdüre teşekkür edeceğimi söyleyere k tanışmak istediğimi söyledim..
Oğlumda tabiiki anne diyerek beni Şirketine götürdü..Ofisinde oturup çay içerken
O bahsettiği müdürüne haber salıverdi..İçeriye heybetli ve yüzünde gülücükler
olan gözlerinde pırıltılar dolaşan bir delikanlı giriverdi..
Benim oğlum, annem sizinle tanışmak için geldi dediğinde o delikanlı ellerini önüne bağlayıp
yanıma kadar gelip ellerimi öpmek istediğinde ne kadarda saygılı bir
çocuk diye içimden geçirdim..Biraz sohbetten sonra müdürümüze
kimden borç bulup şirketi iflastan kurtardığını sorduğumda ise sesiz kalıp
söylememeyi tercih etmesi beni çok etkilemişti..Çok ricalardan sonra
hemen karşı tarafta bulunan şirket sahibi arkadaşı olduğunu ve ondan aldığını söyledi..
Müdürümüze o kişiylede tanışmak ve bizzat teşekkür etmek istediğimi söylediğimde
önce hayır cevabını alınca ikna çalışmalarım sonucu
kabul etmek zorunda kaldı..Tek başıma gideceğimi söyleyerek
oradan ayrıldım..Bahsi geçen şirkete gittiğimde danışmayla karşılaştım..
Durumu arz ettikten sonra danışman ismimi alarak telefonda bağlandığı
her kim ise benim geldiğimi ve  durumu bildirdi..
O an herkeste bir telaş görmeye başladım ne olduğunu anlayamıyordum
yetkili bir kişi beni alarak üst kata kadar eşlik ederek kapıyı çaldı.
Gir demeden birisi hemen kapıyı açıverdi.
Buyur hocam diyerek elerime sarılıp öpmek isterken ses tonundan
tanımıştım o meçhul kişi selimdi..Başını kaldırdığında gözlerine baktığımda
evet bu o  Selim diyerek sarılmışım, o bir yandan ağlıyor ben bir yandan ağlıyordum..
Çünkü mutluydum yıllar sonra Selimi bulmuştum..Durumu anlattım ve herşeyi bildiğimi
söyledim Selim ise her zaman ki gibi mahcup yüzüyle sessiz kalmayı tercih ediyordu..
Niye gizledin kendini diye bir öğretmen edasıyla bir güzel haşladım Selimi..
Selim ise her şeyi tesadüfen öğrendiğini ve oğlunun gururunun kırılmaması için bu gayreti gösterdiğini söylüyordu..O delikanlı, müdür arkadaşın mı dediğimde ise bir kez daha şok etti selim beni..
Hayır hocam o benim kardeşim.
Ahmet’in çok zor bir durumda olduğunu öğrenince kardeşimi yanına müdür olarak aldırttım.
İş birikimlerinde ona yardımcı olmasını istedim beni kırmadı ve şimdilik müdür olarak orada dedi..
Söyleyecek hiç bir söz bulamadım..Ne ekersen onu biçersin demişler..
Sevgiye yatırılan her şey bir gün sevgi ile büyüyerek geri döner düşüncesiyle,
sevgiyle kalın..
ali asker ENÜL

Bir Cevap Yazın