aşk sözleri

Anılar anekdot

Anılar anekdot
Bugün gibi hatırlamaktayım;
İbrahim ile ilk tanışmamız yıl 1978 idi.
Mevsimlerden sonbahardı üstünde ki kaban
rengi yeşildi, altında ise kot pantolonu,elinde ise
hep bir kitabı vardı..
Az konuşur ama öz konuşurdu, bilgili bir kişiydi.
Her girdiği tartışmada herkesi ikna eder fikirlerini
kabul ettirirdi.Yapılacak eylem planlarında fikri alınır
genelde yol çizici olurdu..Üniversitede okumaktaydı;
Herkesin bir sorumluluk alanı vardı onun alanı da
bizim mahalleydi..her gelişini dört gözle beklerdim..
Bana her gelişinde kitaplar getirir, o kitaplar üzeride tartışırdık.
Benim adım küçük devrimciydi ve onun tüm arkadaşları,
beni öyle tanırlardı..Küçük devrimci..:)
Bir gün bir toplantılarına dahil olmuştum..
Mahallemizin aşağı taraflarında bulunan fabrikalarda
grevler vardı ama bazı diğer fabrikalar bu grevi
desteklemedikleri için o fabrikaların işçilerine bildirilerin
götürülüp grevdeki işçilere destek olunması isteniyordu..
Bu bildiri görevi de benim zorlamalarımla bana verilmişti..
Görevimi harfiyen yerine getirme mutluluğuyla işimi başarmıştım..
O günden sonra iboyla daha bir başkaydı sıcaklığımız..
İbonun hep bir yanının mutsuz oluşunu görüyordum,
sorduğumda ise nedenini anlatmıyordu ama bir yolunu
bulup öğrenmiştim..Aslında ibo zengin bir ailenin
çocuğuymuş ve kendini halkına adamış tüm serveti
elinin tersiyle iten biriymiş..Babası karşıt görüşlü olduğu için
iboyu aileden silmiş ve reddi miras yapmış..İboda resti çekmiş
ama anasına çok düşkünmüş ve benim yaşlarımda bir de
kardeşi varmış..gizliden gizliye görüşüyorlarmış..banada
düşkünlüğü oradan geliyormuş..o günden sonra iboyla daha
bir başka oluvermiştik…Abi kardeş gibi..
İboyla tanıştığımızda on üç yaşındaydım..
On beşime girdiğimde on iki eylül nedeniyle bir daha görüşememiştik..
Herkes bir yana savrulmuştu..
Herkes birbirini ihanetle suçlar olmuştu, birbirleri
hakkında katli fermanlar verilmeye başlanmıştı..
Kim haklı kim haksız belirsizdi..On iki eylül darbesi
baskılar, göz altılar işkence haberleri kulaktan kulağa
dolaşmakta idi. Kaçan kaçana idi, kimisi ise direnme yolunu seçmişti..
Direnenlerden ise yakalandıklarında bir haber alınamıyordu..
Bu karışıklık içinde yolumuz Milas’a düştü..
Milas yeni adresimiz idi.Yeniden hayata sarılmanın,
yeniden varolmanın şehriydi.Ama aklım hep ibodaydı..
Nerelerde, ne yapıyor,kiminleydi yaşıyormuydu,
hep aklımdaydı ama ulaşamıyordum iboma..
Artık umutlarımı yitirmiştim, kendimi de öyle şartlandırmıştım..
Yaşımda ilerlemişti kendime yeni bir düzen kurmaya
başlamıştım Milas’ta..Kendimi spora vermiştim, belirli
bir süre işletmeciğini yaptığım spor salonum kimliğim
nedeniyle dönen entrikalar sonucu kapatılmıştı..
Beraberinde gelişen olumsuz ilişkiler nedeniyle,
çareyi yine İstanbul’a dönmekte bulmuştum..
Kitap sevdalısıydım,yazarlığa soyunmaya karar verdim
ve o günlere ait (70 yıları) irdeledim ve araştırma kitabım
basılmak üzereyken toplatıldı yine bir fiyaskoyla karşı
karşıyaydım yine olmadı, şansızlık devam etmekteydi ama
ben kararlıydım yoluma devam etmeye..
Aradan geçen zaman içinde kendimi şiirlere verdim
şiirlerle özleşmeye çalıştım, bağlamamla arkadaş
olmaya ve bağlamamla sırdaş olmanın yolunu seçtim..
dönelim asıl meselemize !..
Geçen gün bağlamam omuzda halk otobüsünde
yolculuk yaparken bir kişi dikkatimi çekti..
Yorgun haliyle, elinde bir kitabıyla cam kenarında
oturmuş gözünde yakın gözlüğü ile kitabını okuyordu..
Aklıma o an ibo geldi ve iboyada benzetmiştim zaten..
Usulca yanaştım yanına ve seslendim ibo dedim..
Başını kaldırdı etrafına önce bir tedirgin bakışla baktı
sonra döndü bana baktı, ben sizi tanıyamadım dedi..
Benim dedim, küçük devrimci..İlk durakta indik, en yakın
kafeye gittik çaylarımızı yudumlarken uzun uzun hasret
giderdik..Başından geçenleri tek tek anlatmıştı.
Bir daha buluşmaya karar verdik yani ibo yaşıyordu
ve hala yaşatıyordu o heyecanı..Sevgilerimle
ali asker ENÜL

Bir Cevap Yazın